Ateizm ve Evrim Teorisinin İlişkisi

Tanrının yanı sıra tüm metafizik inançları ve ruhani varlıkları reddeden düşünce sistemine ateizm denir. Antik cağlarda, yani çok tanrılı din inancının yoğun olduğu dönemlerde Diagoras, Democritus gibi felsefeciler evreni izah ederken ruhani varlıkları reddederek evrendeki her şeyi sadece maddi varlıklarla ifade ediyorlardı. Sokrates tanrıların sorgulanması gerektiğini ifade ettiğinde donemin mahkemesinde yargılanıyor ve yaptığı eleştirinin tanrıya hakaret niteliği taşıdığı gerekçesiyle baldıran zehriyle idamına karar verilmişti.

Aynı Sokrates ruhlara inandığını bu yüzdende ateist olmadığını ifade ediyordu; Romalı şair Lucreus doğa ustu varlıklardan korkulmaması gerektiğini söylemiş, maddeci Epikuros’a göre ise ruhun maddesel bir ölümlü olduğunu söylüyordu. Roma imparatorluğu döneminde kendi tanrılarına inanmayan ilk Hıristiyanlar ateist olarak adlandırılıyorlardı. Romalıların 381 yılında Hıristiyanlığı kabul etmesi ile tek tanrılı dinlerin mutlak egemenliği başlıyor ve mutlak yaratıcı tanrının ve tanrı adına kendilerini yetkili gören ruhban sınıfının insanlık tarihinin en kabul edilemez donemi sayılan Engizisyon donemi başlıyordu.

1231 yılına gelindiğinde Papaz Gregorius tarafından kurulan engizisyon mahkemeleri yüzyıllar boyunca içlerinde Giardino Bruno (1548-1600), dünyanın döndüğünü ilk keşfeden Kopernik ve Kopernik’e tam destek veren Galileo Galilei (1564-1642) gibi değerli bilim adamlarını yargıladılar. Bunlardan Bruno 1600 senesinde su ünlü sözleri nedeniyle ‘’ Tanrı Dünya’da ki egemenliğini temin etmek için iyi insanları kullanır, kötü insanlar ise Dünya’da ki egemenliklerini kurmak için tanrıyı kullanır’’ demesi sebebiyle suçlu bulunarak Roma meydanında yakılarak ölüm cezasına çarptırıldı.

Daha çok sayıda bilim adamının cezalandırılmasına neden olan engizisyon mahkemeleri 1808 yılında Napolyon tarafından kaldırılmıştır. İnsanoğlu çözemediği muhteşem varoluş hikayesini Tanrı ve Din yolu ile anlamaya çalışmış ve böylece din siyasal, ekonomik ve kültürel alanda yasamın tüm katmanlarına nüfuz ederek toplumsal yapıyı derinden etkilemiştir. Toplumun nitelikli çoğunluğu  ve tüm teologlar tarafından inanılıyordu ki Dünya her şeyi yaratan bu büyük gücün bize sunduğu dekor ve bizlerde sahnedeki oyunculardık, her şeyi yaratan bu büyük gücün bize önceden yazılmış bir oyunu oynamak için yaşam şansı verdiğini sorgulamadan kabul ediyorlardı.

Ateizm ve Evrim

Bütün bu insanların uykularını kaçıran yüzyıllar boyunca ismi unutulmayacak bilim adamı 12 Şubat 1809 tarihinde Ingıltere’nin Shewsbury’de doğan Charles Darwin’den başkası değildi. Çok iyi bir eğitim alarak gecen çocukluğunun ardından kendisi gibi bir bilim adamı olan dedesi Erasmus Darwin’in 2500 sayfalık kitabı Zoomanya (Organik yaşam yasaları) adlı kitabını okuduğunda henüz 18 yaşındaydı, dedesi Erasmus Darwin’in kitabında bahsettiği ‘’Nasıl oluyor da bir sürüngenden bir kelebek çıkıyor ve uçuyor?’’ sorusu Charles Darwin’in beynini meşgul etmeye başlıyordu, bu kitabı tüm dünyayı dolaştıktan sonra yaklaşık 10 yıl sonra bir kez daha okuyacaktı.

Evrim teorisini anlamış ama o günün sosyal şartları içerisinde insanların vereceği tepkilerden korktuğundan içinde insan geçen bir devrim teorisini açıklayamıyordu, bu nedenle ilk kitabı olan Türlerin Kökeni 24 Kasım 1859’da yayınladığında içinde insanlardan sadece bir kez bahsetmişti. İnsanın kökenine ışık tutacak İNSANIN TÜREYİŞİ adlı kitabını yayınlayabilmesi icin 12 yıl beklemesi gerekti. Darwin insanın türeyişi adlı kitabında özetle ; çok basit bir başlangıçtan gelen harika ve sonsuz çeşitlilikteki formlar evrilmiş ve evrilmeye devam etmektedir. Böylece Darwin dünyadaki tüm canlı yaşamın ilkel bir formdan türediğini soyluyordu.

Peki, nasıl olmuştu ki bu ilkel form ilk oluşumunu gerçekleştirmişti.  Darwin’e göre; milyarlarca yıl öncesi dünyamızda amonyak ve fosfor tuzlarının bol olduğu ılık bir göl, enerji ve güneş ışığıyla bir protein bileşimi oluşursa ve bu form kompleks değişikliklere açıksa canlanmanın başlaması kaçınılmazdır. Charles Darwin ilk nedene inanıyordu bu sebeple ölümüne yakın teist olduğunu açıklamıştı.

Darwin döneminde nükleit asitlerin varlığı bilinmiyordu, teorisinin yarım kalmış hikayesi ölümünden yüz sene sonra keşfedilen nükleit asitler ve degisik yasam formlarının ortak özelliği DNA şifreleriyle tamamlanmıştır. YaŞam 4 milyar yıl önce başlamış evrilerek 2 milyon yıl önce insan türü ortaya çıkmıştır, milyarlarca yıl önce ilkel bir formdan yaratılmış olmasına rağmen insanlar kültürleri ve ırkları ne olursa olsun yakın akrabadırlar ve aynı formdan gelmektedirler. Kendimizi, diğer canlılardan ustun görmeyip yakın akrabalarımızın yasam tarzlarını incelediğimizde yaşamımızın birlikte geliştiği bilinciyle; cinsiyet ayrımcılığı, savaşlar, şiddet gibi belalardan kurtulabilir doğanın, evrenin bize verdiği en güzel armağanı yani yasamı özümseyerek yaşayabilir kendimizi daha güvenli ve daha mutlu hissedebiliriz.

Bu yazı ile ilgili görüşlerinizi yorum kısmından bize iletebilirsiniz. Bilgibaba.org

İlgili yazılar: Ateizm  Nedir? Ateizm Çeşitleri Nelerdir?

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!

0 Yorum - Yorum Yaz

Sitemize destek için yorum yapmayı unutmayın. BilgiBaba

Yorum Yap