Edimsel Koşullanma Nedir, Klasik ve Edimsel Koşullanma Arasındaki Farklar Nelerdir?

Edimsel koşullanma; davranış sonrasında, davranışı biçimlendiren bir uyarıcının verilmesi yoluyla yapılan koşullanmadır. Başka bir deyişle, tüm sonuçların (pozitif veya negatif) kişinin davranışlarında meydana getirdiği değişikliklerdir. Örneğin; kutu içinde olan bir kobay, yaptığı hareketlerin birinde pedala basarsa kutu içerisine yiyecek geleceğini biliyor. Acıktığı zaman da pedala basıyor. Edimsel koşullanmalar, klasik koşullanmadan ayrı olarak kasıtlı ve bilinçli yapılan hareketlerle ilgilidir. Edimsellik, büyük bir olasılıkla Thorndike’nin “etki yasasından” kaynaklanmıştır.

Edimsel koşullanma (skinner) davranış yinelenmesini, davranışı izleyen cezanın ortaya çıkardığını varsayar. Herhangi bir davranış pekiştirilirse, o davranış büyük ölçüde tekrar gösterilecektir. Davranışın biçimlendirilmesi amacıyla kullanılan pekiştireç, organizmanın ihtiyaçlarına da uygun olmalıdır. Davranışa karşı gösterilen tepki ile davranış arasında geçen süre edimsel koşullanmayı etkiler. Bu koşullanmada birey daha etkin gelir, çünkü bütün davranışlarını çevrenin tesiriyle şekillendirir.

Edimsel ve Klasik Koşullanma Arasındaki Farklar

Klasik koşullanmada organizma pasif haldedir. Edimsel koşullanmada ise organizmanın aktivitesi hat safhadadır. Tepkiye sebep olan uyarıcı Klasik koşullanmada daima bilinir, fakat edimselde ki sebep belli değildir. Refleksif davranışlarla ilgilenen Klasik koşullanmaya karşı, Edimsel koşullanma bilinçli davranışlarla ilgilenir. Kısaca, klasik koşullanmada uyarı-tepki bağı varken, edimsel koşullanmada tepki-uyarı bağı vardır.

Edimsel koşullanmayla ilgili kavramlardan bahsedecek olursak, akla ilk gelen kavram biçimlendirme olacaktır. Biçimlendirme; amaca odaklanmayı ifade eden davranış ve hareketlerin pekiştirilmesidir. İstenen bir davranış ortaya çıkmazsa, alt düzey davranışlara doğru inilir ve o davranış pekiştirilir. Zamanlama kavramında ise koşullanmanın kısa süre içerisinde gerçekleşmesi ifade edilir. Edimsel koşullanmanın diğer önemli kavramları da şu şekildedir;

  • Kaçınma Koşullanması; durum ortaya çıkmadan o durumdan uzaklaşmaktır. Kaçmayla arasındaki fark budur. Kaçma, durumun ortaya çıkışından sonraki uzaklaşmadır. Kaçınma ise kendi kendini pekiştiren şartlanmadır.
  • Sistematik Duyarsızlaştırma; canlının, korktuğu uyarıcıyla kendisini korkutmayacak şekilde karşı karşıya getirmektir. Korku tedavisinde kullanılır.
  • Sönme; öğrenilen tüm davranışların uzun bir süre pekiştirilmemesi. Sönmenin hızlanması ise cezaya bağlıdır.
  • Genelleme; ortaya çıkan davranış belirli bir uyarıcı ile pekiştirildiğinde, organizma bu uyarıcıya benzeyen diğer uyarıcılara da aynı tepkiyi gösterecektir. Bu duruma uyarıcı genellemesi adı verilir.
  • Ayırt Etme; pekiştirilmiş uyarıcılara gösterilen davranışın, pekiştirilmemiş olanlara gösterilmemesidir.
  • Pekiştirme; herhangi bir tepkinin iç veya dış etkilerle güçlendirilmesidir.

Edimsel Koşullanma

Bunların dışında; canlı davranışının görmezden gelinerek, bir müddet sonra sönmesinin beklenmesi olarak tanımlanan Pekiştirmeme ve istenmeyen tepkiler için organizmayı rahatsız eden uyarıcıyla karşı karşıya getirilmesi (1. tür ceza) ya da uyarıcıdan mahrum bırakmak (2. tür ceza) olarak ifade edilen Cezalandırma kavramları bulunmaktadır. Buradaki 1. tür cezaya örnek olarak; çocuğun azarlanması ya da dövülmesi, 2. tür cezada ise çocuktan sevginin esirgenmesi gösterilebilir. Olumlu pekiştirmelerde, olumsuz durumdan kurtulmak kişinin kontrolündedir. Cezada ise durum farklıdır.

Birincil pekiştireçler, temel biyolojik gereksinimleri tatmin eden veya yaşamı tehdit eden doğal pekiştireçlerdir. Örneğin; yiyecek ve su birincil olumlu pekiştireç, elektrik şoku ise birincil olumsuz pekiştireçtir. İkincil pekiştireçler, birincil pekiştireçler ile eşleştirilir ve pekiştirme gücü kazanan nötr uyarıcılar ortaya çıkar. Örneğin; para verme, gülümseme ve değer verme ikincil olumlu pekiştireç, kızgın ses tonu ve sinirli bakışlar ikincil olumsuz pekiştireçtir.

Premack ilkesine göre yapılma ihtimali yüksek olan davranış, yapılma ihtimali daha az olan davranışı kuvvetlendirir. Örnek; “fasülye yersen, çikolata yiyebilirsin” Burada fasülye düşük olasılıklı davranış, çikolata ise yüksek olasılıklı davranıştır. Çocukların ve bilhassa öğrencilerin hangi davranışları az, hangilerini çok gösterdiklerinin saptanması ve az görülen davranışın daima daha önce yaptırılması gerekir. Bir de, simgesel ödülle pekiştirme yöntemi vardır. Bu yönteme göre olumlu bir davranıştan sonra kişiye, doğruca onun ihtiyaçlarını karşılayacak ödüller yerine, daha az tatmin edici ödüller verilir.

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!