Erkan Oğur Kimdir? Hayatı ve Müzik Çalışmaları

Türk müziğine adını altın harflerle yazdırmış, dünya genelinde tanınan ülke müzisyenlerimizin en önemli temsilcilerinden biri olan Erkan Oğur, 17 Nisan 1954 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. İlköğretim hayatını ailesinin yanında Elazığ’da gördü. Ortaöğrenim için İstanbul’a gitmeye karar verdi ve ardından İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’ne yazıldı. Daha sonrasında ailesinin yanında olabilmek için Ankara’ya geldi ve üniversite hayatını burada sürdürdü. Almanya’ya gidişi onun yaşamında bir dönüm noktası oldu, müziğe olan ilgisini arttırdı ve kendisine sağlam bir müzik altyapısı kurarak dünya tarihinde bir ilk olan perdesiz gitarı icat etti. Erkan Oğur’un geçmişten bugüne birçok başarılı albüm çalışması bulunmakta, ayrıca günümüzde çeşitli şehir ve ülkelerde konserler vermektedir.

Erkan Oğur

Erkan Oğur’un Çocukluk Dönemi ve Eğitim Hayatı

Mustafa ve Gülten Oğur 1954 yılında, Elazığ’dan Ankara’ya bir ziyarette bulunmak amacıyla giderler. Bu ziyaret esnasında Gülten Oğur sancılanır ve ardından Erkan Oğur dünyaya gözlerini açar. Daha sonrasında aile memleketlerine geri döner ve Erkan Oğur çocukluk dönemini Elazığ’da geçirmeye başlar. Erkan Oğur’un müziğe olan tutkusu çok küçük yaşlarda ortaya çıkmaya başlamıştı. Normal bir çocuğa kıyasla küçük Erkan, duyduğu bütün sesleri zihnine yerleştiriyor ve gördüğü nesnelere anlam vermeyi başarıyordu. Erkan’ın bu özel durumu, babası Mustafa Bey’in ilgisi çekmişti. Mustafa Bey, Kore Savaşı’nda görev almış, alanında başarılı bir askeri doktordu. Oğlunun yeteneklerini keşfettiği gibi, aklına Erkan Oğur’un bir bilim adamı olabileceği düşüncesi gelmişti ve Mustafa Bey’in bu düşüncesi Erkan Oğur’un eğitim hayatını şekillendirecekti.

Erkan Oğur henüz 3 yaşındayken, bir akrabası tarafından kendisine bağlama hediye edilir. Bağlamanın özel bir ismi bile vardır: “Balta”. Sanatçının müzikle ilk defa tanıştığı dönem bağlaması Balta’yı eline aldığı dönemdir. Üstün zekası sayesinde okuma yazmayı çok çabuk bir şekilde çözen Oğur; ailesinin de girişimleriyle, ilkokula 5 yaşındayken başladı. İlkokuldaki arkadaşlarına göre algısı daha kuvvetliydi. Erkan Oğur’un bu özelliğini babası nasıl fark ettiyse, öğretmeni de fark etmeyi başardı. Ülkü öğretmen Erkan Oğur’a önce bağlama, daha sonrasında keman dersleri verdi. Erkan Oğur’un bütün enstrümanları kavrayabilmesi, Ülkü öğretmeni çok heyecanlandırıyordu. Öğretmeninin destekleriyle Erkan Oğur, müziğe olan yeteneğini iyice geliştirdi ve böylece küçük yaşlarda müzik altyapısını oluşturmayı başardı. 

İlkokulu Elazığ’da bitirdikten sonra lise eğitimini alabilmek için İstanbul’a gitti. İstanbul’un en önemli liselerinden biri olarak bilinen ünlü Kabataş Erkek Lisesi’ne yazıldı, ancak işler beklenildiği gibi gitmedi. İstanbul’da yalnızlık çeken Erkan Oğur, okulu bırakma kararı alarak ailesinin yanına dönmek istedi. Ailesi o dönemlerde Elazığ’dan Ankara’ya taşınmıştı. Ailesinin yanına geri dönen Oğur, Ankara’da lise hayatına devam etti ve mezun oldu. Sırada hayatının en önemli dönemi vardı; liseden mezun olduğu Ankara, Erkan Oğur için üniversite yaşamına ev sahipliği yapacaktı. Ankara Üniversite Fen Fakültesi’ne yerleşen Erkan Oğur, bu üniversitenin fizik bölümünü kazanmıştı. Aynı babasının istediği gibi, bir bilim adamı olma yolunda ilerliyordu. Üçüncü sınıfa geldiğinde karşısına bir fırsat çıktı; hak kazandığı bursu alarak, Almanya’da bulunan Münih Üniversitesi’ne gidebilirdi. Bu fırsatı değerlendirerek Almanya’ya gitti ve burada master eğitimine başladı. Erkan Oğur, Almanya dönemini yeni bir sayfa olarak görüyordu. Okuduğu fizik bölümünü severek okuyordu, ancak müziği çok daha fazla seviyordu. Verdiği cesur bir kararla, fizik mühendisi değil bir müzisyen olmayı seçecekti. Bu seçiminin ne kadar doğru bir hareket olduğunu ise yaşamının geri kalanında anlayacaktı.

Erkan Oğur Kimdir

Erkan Oğur’un Sanat Hayatı

Üniversite hayatına Almanya’da devam eden Erkan Oğur, burada önemli müzisyenlerle iletişim kurdu. Bağlama üzerine ustalaşmasına karşın bir anda gitara ilgi duymaya başladı. Dünya müziğinin en önemli gitaristlerinden biri olan Jimi Hendrix’ten bir hayli etkilendi. Hendrix gibi iyi bir gitarist olabileceğinin hayalini kuran Erkan Oğur, gitar üzerine çalışmalar yapmaya başladı. 1976 yılında müzik dünyasında devrim niteliğinde bir yeniliğe imza attı; Oğur perdesiz gitarı icat etmişti. Ona göre icadının ismi “Sonsuz perdeli gitar” idi. Her yeni harekette olduğu gibi, perdesiz gitarın müzisyenler tarafından benimsenmesi zaman aldı. Bu süreci hızlandırmak isteyen Erkan Oğur, çeşitli müzisyenlerle görüşerek icadını onlara tanıttı. Erkan Oğur bu dönemde o kadar yoğun çalışmıştı ki, gitar yüzünden ellerini kullanamaz duruma gelmişti. Günde en az 10 saat gitar üzerinde çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Doktorların ameliyat önerisine Erkan Oğur’un babası karşı çıkmıştı. Bu yüzden Erkan Oğur’un ellerine protez takıldı ve eski sağlıklı günlerine kavuşması epey zaman aldı.

1980 yılına gelindiğinde sanat hayatını etkileyecek bir başka karar alan Oğur, Türkiye’ye dönerek müzik eğitimi veren bir üniversiteye yerleşmek istedi. İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı’na girdi ve bu okulu 1985 yılında bitirerek mezun oldu. Bu dönemde Bülent Ortaçgil ve Sezen Aksu gibi isimlerle yakınlık kurdu. Müziğe olan tutkusu o kadar büyüktü ki, ilk albüm çalışması Çekirdek Sanat Evi kayıtlarında 1983 yılında bulundu, bu albümün ismi ise ileride “Perdesiz Gitarda Arayışlar” olacaktı.

Erkan Oğur’un Albüm Çalışmaları

Konservatuardan mezun olduktan sonra vatani görevini yerine getirmek için askere giden Oğur, terhis olduktan sonra (1987 yılında) konservatuara geri dönme kararı aldı, ancak bu sefer öğrenci değil öğretmen olarak. Ud dersleri vererek genç müzisyenlerin kendilerini geliştirmelerine yardımcı oldu ve aynı dönem içerisinde Fikret Kızılok ile tanıştı. Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok ile birlikte çalışmalar yaptı, konserler verdi. 1989 yılında sanat hayatının en önemli olaylarından birinin içinde yer aldı; büyük ses getiren “Sis” filminin müziklerini yaptı. Daha sonrasında eksik kaldığını düşündüğü Blues kültürüne merak sardı ve Amerika’ya giderek New York ve Chicago gibi eyaletlerde bazı sanatçılarla tanıştı. Bu sanatçılarla Blues üzerine ortaklaşa çalışmalar yaptı ve perdesiz gitarı Amerika’ya tanıtmış oldu. Yaklaşık bir buçuk sene sonra Türkiye’ye dönen Oğur, Türk müzik kültürünün önemli enstrümanları arasında yer alan kopuza merak sardı, kopuz hakkında araştırmalar ve çalışmalar yaptı.

Avrupa’nın caz müzik alanındaki saygın isimlerinden olan Philip Catherine ile birlikte “Fretless” (Perdesiz anlamına gelmektedir) adında bir albüm çıkardı. 1994 yılında çıkarılan albüm Avrupa’da büyük sükse yarattı. Daha sonrasında Türkiye’de “Fretless” albümüne benzer bir albüm çıkaran Erkan Oğur, Türk halkından beklediği ilgiyi göremedi. 1997 yılında kendisine gelen teklif sonucunda, Türk sinemasının unutulmaz filmleri arasına giren Eşkıya’nın müziklerini hazırladı. Fırat türküsünü seslendirmesiyle birlikte bir anda herkesin ilgisi çekti. Filmden bir yıl sonra ise yakın arkadaşı olan İsmail Hakkı Demircioğlu’yla beraber “Gülün Kokusu Vardı” albümünü çıkardı. 2001 yılında Ermeni müzisyen Djivan Gasparyan’la yakınlık kuran Oğur, bu yakınlığın ürünü olarak “Fuad” adlı albümünü çıkardı.

Erkan Oğur Biyografi

Sırasıyla birçok başarılı albüm çalışması gerçekleştiren Erkan Oğur, 2004 yılından itibaren ağırlıklı olarak film müziklerine yöneldi. Uğur Yücel’in yönettiği bol ödüllü sinema filmi “Yazı-Tura” filminin müziklerini hazırladı. Daha sonrasında sırasıyla; Mommo, Kadim ve Turne belgeselleri, Açlığa Doymak gibi yapımların müziklerini yaptı. Erkan Oğur’un çıkardığı son albüm, 2014 yılında Derya Türkan ve İlkin Deniz ile birlikte hazırladıkları “Dokunmak” albümüdür. Usta sanatçı günümüzde konser çalışmalarına devam ettiği gibi, müzik alanındaki çeşitli çalışmalarını da sürdürmektedir.

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!

0 Yorum - Yorum Yaz

Sitemize destek için yorum yapmayı unutmayın. BilgiBaba

Yorum Yap