Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu, Yükselme Dönemi ve 1923 Yılında Sona Erişi

1299/1923 yılları arasında dünya üzerinde hâkimiyet sahibi olan Türk devletinin adıdır Osmanlı İmparatorluğu. Diğer bir adı ile Devlet-i ?Aliyye-yi ?Osmâniyye olarak da bilinir. Avrupa’nın doğusundan, Asya’nın güneybatısına, buradan da Afrika’nın kuzeyine kadar ilerlemiş çok büyük bir toprak bütünlüğüne sahip olmuş 16. Yüzyıla dünyanın en büyük ve en güçlü imparatorluklarından biri olarak tarihteki yerini alıştır. Bu bağlamda pek çok tarih yazarı Türkiye’nin Osmanlı imparatorluğunun ardıl devleti olarak bilinmesi gerektiğini söylemektedir. Osmanlı imparatorluğunun kurucusu ve Osmanlı hanedanlıklarının atası olarak kabul edilen Osman Gazi; Oğuz Türklerinin Boz ok koluna bağlı Kayı boyundan gelmektedir. Bilecik’in Söğüt ilçesinde 1299 yılında kuruluşu yapılan devlet 1302 yılında Bizans ile Yalova dolaylarında yapılan Bafeus savaşı sonrasında asıl devlet niteliğini kazanmıştır.

Sınırları İstanbul çevresinden ibaret olan Doğu Roma olarak bilinen Bizans imparatorluğunu yıkan Osmanlı imparatorluğu İstanbul’un fethiyle birlikte eski çağı bitirip yeniçağı başlatan Devlet olarak tarih kitaplarına geçmiştir. 16. İle 17. Yüzyıl boyunca üç kıta üzerinde hâkimiyet kuran devlet Kuzey Afrika’nın büyük bölümü, Güneydoğu Avrupa ve orta doğu üzerindeki hâkimiyeti ile gücünün doruğuna ulaşmıştır. Osmanlı imparatorluğu doğu da Basra körfezi ve hazar denizinden, Batı da cebeli Tarık boğazı ve Fas kıyıları olmak üzere Kuzey de Avusturya ile Macaristan başta olmak üzere Ukrayna’nın bir kısmını ve Güney de Sudan, Somali ve yemen e kadar uzanan bir sınır bütünlüğü elde etmiştir. İmparatorluk sınırları içerisinde başta Eflak, Boğdan ve Erdel prenslikleri olmak üzere 29 eyalet olarak yönetilmiş ve bu eyaletler vergiye bağlanarak devlete gelir elde edilmiştir. Deniz aşırı topraklara da yapmış olduğu akınlar sayesinde bir dönem toprak kazanımı sağlayan

Osmanlı imparatorluğu Atlantik okyanusu üzerinde bulunan topraklardan 1585 de Lanzarote, 1617 de Madeira, 1627 de Vestmannaeyjar ve 1655 yılında Lundy de kısa süreli hâkimiyetler kurmuştur. 600 yıl boyunca dünya üzerinde hâkimiyet kuran Osmanlı imparatorluğu hâkimiyeti boyunca Doğu Ve Batı kıtaları arasında bir köprü görevi ortaya koymuştur. Hâkimiyeti altına almış olduğu topraklarda yaşayan toplumların yerel ya da toplu olarak kimi zaman Osmanlı hâkimiyetine direnişte bulunsalar da genel anlamda Osmanlının din, ırk ve dil ayrımı yapmaması ve bu konuda hâkimiyeti altına aldığı toplumları özgür kılması nedeni ile yüz yıllar boyunca bir arada yaşaya bilme başarısını sağlamıştır. İmparatorluk aynı zaman da özünde Türk örf adet ve ananelerinin yanı sıra İslam dininin ve İslam kültürünün gerekliliklerini benimseyerek yönetim şeklini de bu yönde idare etmiştir.

Beylik Dönemi

Ertuğrul gazinin Söğüt ve civarını fethedip ölümünden sonra başa geçen Osman gazi 1299 yılında Anadolu topraklarında hüküm süren Anadolu Selçuklu Devleti çöküş dönemi içerisinde olmasını değerlendirerek Bilecik, İnegöl ve yar hisar’ı fethetti. 1301 yılında ise yeni şehri sınırlarına dâhil eden Osmanlı; 1302 yılında Koyun hisar ve Bizans imparatorluğu ile girdiği savaşlarda kazanan taraf oldu. 1326 yılında bursa kuşatmasını başlatan Osman Bey, kuşatma esnasında rahatsızlanarak yerini Orhan bey e bıraktı. Orhan Bey aynı yıl içerisinde Bursa'yı fethederek bu şehri başkent olarak ilan etti. Beyliği döneminde kendi adına ilk Osmanlı parasını bastıran Orhan Bey, 1329 yılında Bizans ordusunun başında bulunan 3. Andronikos ile girdiği Maltepe savaşını kazanmıştır. 1331 de İznik ve 1337 de İzmit’i sınırlarına dâhil eden Orhan Bey bu dönem içerisinde devlet sınırlarını Türk beyliklerini de içine alacak şekilde genişletmeye devam etmiştir. 1345 yılına gelindiğinde Karesi oğulları beyliği Osmanlı egemenliğini kabul edince Osmanlı ordusunun gücü ve Rumeli ye giden yolda stratejik toprak haklarını elde etmiş oldu. 1352 yılına gelindiğinde Bizans'ın kendi içerisinde yaşadığı taht kavgaları nedeni ile Bizans yöneticilerinden olan Kantakuzen Gelibolu yarım adasında olan Çimpe kalesini Osmanlıya vermek karşılığında Orhan Bey den yardım istemiştir. Bu yardım sonucunda Osmanlı Rumeli deki ilk toprağını elde etmiştir. Orhan Bey döneminden sonra tahtını 1. Murat namı diyar Murat Hüdavendigâr’a bırakmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu

1. Murat Osmanlı imparatorluğu topraklarını Rumeli üzerinde genişletme çabası içerisinde Başta Edirne olmak üzere Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan'ı sınırlarına dâhil etti (Sırp sındığı Savaşı) Dönemi içerisinde Anadolu da bulunan Hamit oğulları ve Germiyanoğulları beyliklerinden para ile Konya ve Isparta arasında kalan toprakları satın alan 1. Murat 1389 da 1. Kosova savaşını kazanarak savaş sonunda şehit düşmüştür. 1. Muradın ardından tahta 1. Beyazıt yani yıldırım Beyazıt geçmiştir. Anadolu topraklarında siyasi birlik ve yapılanma çabası içerisinde olan 1. Beyazıt bu bölgede birçok beyliği egemenliği altına sokmayı başarmıştır. Saltanatı süresince İstanbul’u 4 defa fethetmek isteyen Beyazıt hiç birisinde başarılı olamamıştır. 1402 yılında Timur ile Ankara’nın çubuk ovasında girdiği savaşta Osmanlıya bağlı bazı beyliklerin Timur tarafına geçmesi sonucu güç kaybeden Beyazıt 2 oğlu ile birlikte Timur a esir düşmüştür. 1403 yılında Aksaray'da hayatını kaybettikten sonra Timur Beyazıt’ın oğullarından Musa’yı serbest bırakmıştır. Yıldırım Beyazıt'ın esaret altındaki Ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgası baş gösterdi. Fetret devri adı verilen bu dönem Kardeşler arasında geçen hükümdarlık mücadeleleri il devam ederek 1413 yılında 1. Mehmet ünvanı ile bilinen Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Mehmet taht’a geçti. Bunun la birlikte fetret devri de son bulmuş oldu.

Oldukça zorlu bir hükümdarlık dönemi yaşayan 1. Mehmet Ankara savaşı sonrasında Anadolu’da kaybedilen toprak ve beyliklerin bir kısmını geri alırken; Birçok isyanı da bastırmak için Uğraşmak zorunda Kalmıştır. 1421 yılında hayatını kaybeden 1. Mehmet den sonra taht’a 2. Murat oturdu Kendi dönemi içerisinde istanbul'u kuşatmasına rağmen başarılı olamadı. Daha sonra Anadolu da bulunan Teke oğulları, Aydın oğulları, Menteş oğulları ve Germiyan oğulları beyliklerini tekrar Osmanlı topraklarına kattı. 1944 yılında Macarlılar ile Osmanlı arasında yapılan Edirne- Segedin Antlaşması sonucunda her iki tarafta 10 yıl süresince birbirine savaş açmayacaktı. Bu antlaşmanın ardından 2. Murat tahtı daha 12 yaşında olan oğlu şehzade Mehmet’e devretti Taht’ın deneyimsiz ve çok küçük bir çocuğa bırakılmasını büyük bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen haçlı ordusu Edirne-Segedin Antlaşması'na uymayarak 1444 yılında Varna savaşını başlattılar bu savaş boyunca ordunun başında duran 2. Murat;  savaşı kazanmasına rağmen tahtı devralmadı. 1946 yılında tahtı devralan 2. Murat 1948 yılında bu sefer Macaristan ve Eflak ordularının başlattığı 2. Kosova savaşını da kazanarak 1451 yılında hayatını kaybetti ve 2. Mehmet tekrar taht’a geçti.  

Yükselme Dönemi

1451 yılında 2. Mehmet tahta geçmesinden 2 yıl sonra istanbul'u kuşatma altına alarak 29 Mayıs 1453 da İstanbul'un fethini gerçekleştirdi ve İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğunun Başkenti yaptı. Osmanlıya imparatorluk unvanını kazandıran 2. Mehmet taht’ta kaldığı süre boyunca sayısız zaferler elde ederek Karadeniz'in iç deni olması sağlamış, mısırdan İtalya ya kadar geniş bir alanda Osmanlı hükümdarlığının hükümlerini yürütmüştür. 1481 yılında hayatını kaybetmesi ile yerine 2. Beyazıt taht’a geçmiştir. Yükselme dönemi içerisinde 1481/1512 yılları arasında 2. Beyazıt Ardından Yavuz Sultan Selim Yani 1. Selim tahtı devraldı Artık Güneyde mısır dâhil tüm İslam âleminin önderliğini egemenliğine geçirmişti. Bu bağlamda Osmanlıda halifelik unvanı da ilk olarak 1. Selime veriliştir. 1. Selimin ardından Kanuni Sultan Süleyman Hükümdarlığı ve Halifeliği Devralarak 46 yıl Boyunca Hükümdarlık yapmış ve Osmanlı bu dönemde en şaşalı yılları yaşanmıştır. 13 Büyük sefer düzenleyen Kanuni, .selimden 6.557.000 km2 olarak teslim aldığı İmparatorluğu 14.893.000 km2 gibi büyük bir toprak bütünlüğüne çevirerek Dünya da süper güç Haline getirerek 6 Eylül 1566 da hayatını kaybetmiştir.

Duraklama Dönemi

Kanuni sultan Süleyman'ın ölümünün ardından Sokullu Mehmet paşanın da ölümü ile 1579/1699 yılları arasında tecrübesiz kişilerin tahta geçmesi, eğitim ve yeniliklerin takip edilmemesi, vergilerin çok yüksek olması gibi nedenlerden dolayı devlet sisteminin bozulmaya başlamıştır. Sonrasında çıkan isyanların bastırılmaya çalışılması ekonomiyi olumsuz olarak etkilemiş ve Osmanlı İmparatorluğu gerilemeye başlamıştır.

Gerileme Dönemi

Bu dönem 1699/1792 yılları arasında yaşanmış ve karlofça antlaşması ile başlamıştır. Gerileme dönemi boyunca başta Avrupa olmak üzere birçok savaş yapılmış ve toprak kayıpları başlamıştır. Bu dönemde yapılan savaşlar ve kaybedilen topraklar Osmanlı devletini yorgun düşürmüş ve bu toprakları yeniden kazanamayacağını anlayarak elinde kalan toprakları koruma politikası ortay koymaya başlamıştır. 1792 yılında yapılan Yaş antlaşması ile gerileme dönemi de bitmiştir.

Dağılma dönemi

1792 de yapılan Yaş antlaşması ile beraber dağılma dönemine giren Osmanlı Avrupa da çıkan büyük isyanlar ve uzun yıllar süren Rus savaşları nedeni ile iyice yıpranmış ve 1. Dünya savaşına dâhil olduktan sonra daha fazla dayanamayarak 1922 de dağılmıştır. Kurulduğu yıldan Çöküşüne kadar 36 padişah 623 yıl boyunca egemenliğini sürdürdüğü Beylik olarak kurdukları toprakları Sultanlık ve halifelik unvanları ile taşımış ve adalet name adı altında yazdıkları kanunlar ile haksızlığa ve kanunsuzluğa karşı halkını koruyan kişiler oldukları ön plana çıkmaktadır.

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşın!

0 Yorum - Yorum Yaz

Sitemize destek için yorum yapmayı unutmayın. BilgiBaba

Yorum Yap